Görev

(Bu öykünün anahtar konusu, rastgele Wikipedia başlığı linkiyle bulduğumuz “Misyoner”.)

Toplantı saat 10:00’daydı. Acele etmesi gerekiyordu. Kahvesini yarım bırakıp çantaya yöneldi. Eksik ya da unuttuğu bir şey var mıydı kontrol etmeden evden çıkmazdı. Her şey yerli yerinde görünüyordu. Çıktı.

Şehrin insandan daha arınmış en azından sabah telaşının dinmeye başlamış olduğu saatlerdi. En azından koştururken çarpıp sonra da özür dilemeyen saçma sapan tipler, çoktan varmak istedikleri yerlere ulaştığından, daha güvenli bir şekilde yürüyebiliyordu. Erken saatlerde evden çıkması gerektiğinde sürekli karşılaşırdı böylesi insanlarla. Görünmez biriymiş gibi çarparlar, sonra da boşluğa doğru öfkeyle bakıp söylenirlerdi. Hiç değişmezdi bu.

Continue reading Görev

Geçit

“Biliyorum boyumuzdan büyük bir işe kalkışmışız gibi hissediyorsunuz ama bunu yapmamız lazım. Onca zamandır bu işe bir son vermek için hazırlanıyoruz ve artık o gün geldi. Bu noktadan sonra korkmak ya da şüpheye düşmek bizlere bir şey kazandırmayacak. Eğer istediğimizi almak istiyorsak gözümüzü karartmaktan başka çaremiz yok.”

Bu sözleri ekibe cesaret vermek için söylemiştim ama bunları birisinin bana söylemesine daha çok ihtiyacım vardı. Boyumdan büyük bir işe kalkışmışım gibi hissediyordum. Her ne kadar böyle tedirgin bir ruh halinde olsam da en ufak bir zayıflık belirtisi dahi göstermemeliydim. Derin bir nefes alıp devam ettim.

Continue reading Geçit